Dolar (Alış: 1.8236 TL - Satış: 1.8324 TL)  |  Euro (Alış: - 2.3158 TL - Satış: 2.327 TL)  |  Sterlin (Alış 2.8814 TL Satış: 2.8965 TL) - Dolar (Alış: 1.8236 TL - Satış: 1.8324 TL)  |  Euro (Alış: - 2.3158 TL - Satış: 2.327 TL)  |  Sterlin (Alış 2.8814 TL Satış: 2.8965 TL) - Dolar (Alış: 1.8236 TL - Satış: 1.8324 TL)  |  Euro (Alış: - 2.3158 TL - Satış: 2.327 TL)  |  Sterlin (Alış 2.8814 TL Satış: 2.8965 TL)
mavi marmara, 31 mayıs, özgürlük filosu, freedom flotilla
B.Şeyma Haksa
B.Şeyma Haksa Yazıyor..

Dilovası kanser ovası

Eklenme Tarihi : 25-Eylül-2011, 16:10

Okulun bahçesinde ben, Ahmet ve Murat top oynuyorduk. Birden bire şiddetli bir öksürükle nefesimin kesildiğini hissettim. Bu halimden endişelenen arkadaşlarım hocanın yanına koştular. İşte o ara gözlerim kararıp yere yığılmışım. Hastaneye götürmek için ambulans çağırmışlar. Yolda kendime geldim. Ne oluğunu anlamadığım için birden ağlamaya başladım. Ama aralarında “işte bu çocukta çevrenin kurbanı” diye fısıldaşıyorlardı. Kelimeleri hayal meyal duyduğum için tam olarak neyden bahsettiklerini anlamıyordum. Serum ve oksijene bağlamışlardı. Güçlükle nefes alıyordum. Hastaneye vardığımızda babamla annem oradaydılar. Daha sonrasında kontrol için doktora çıkartıldım. Doktorun kapısında uzunca bir kuyruk vardı. Benim gibi hepsi küçüktü. Aynı rahatsızlıktan şikâyetçilerdi. Sıra bana geldi, içeri girdim. Doktor beni muayene etti. Sırtımı dinledi ve göğsümü dinledi. Göğsümden hırıltılı sesler geldiğini söylüyordu babama. Meğersem bayıldığımda beynime oksijen gitmemiş. Doktor “akut-astım” hastalığına yakalandığımı söyledi. Küçüktüm, bundan sonraki yaşamı daha dikkatli yaşamak zorundaydım. Çünkü; her an astım nöbeti kapıdaydı. Bir hafta boyunca hastanede yattım. Tedavi altında tutuldum. Orada onlarca insan tanıdım. Astım hastaları, kanser hastaları… İşte burada öğrendim çevrenin kurbanı ne demek. Biz bu çevrenin daha doğrusu kötü insanların elindeki çevrenin kurbanıyız. Dilovası küçük bir beldedir. Bizim buralarda fabrikalar yerleşimin tam merkezindedir. Fabrikadan çıkan kimyasal atık hayatımızı, sağlığımızı olumsuz yönde etkilemeye başlamıştı. Evet ben bu fabrikadan dolayı ağır hastalık geçiriyordum. Fabrikadan çıkan o dumanlar oksijenimiz olan havayı kirletiyordu. Etrafa telafisi zor bir zehir saçıyordu. İnsanlar bunu fark etmiyor fark etse de bir şey gelmiyordu ellerinden. Bir haftalık tedavinin ardından beni evime yolladılar. Yorgun ve bitkindim. Birkaç gün evimde dinlendikten sonra okula geri döndüm. Okula gittiğimde ilk işim sağlık ve çevre kulübüne katılmak oldu. Artık daha duyarlı çocuk oldum. Sağlık ve çevrenin hayatımızda büyük önem taşıdığını anladım. İnsanlarımızı bu çevre kirliliğinden uzak tutmak için okul içerisinde faaliyetlere katıldım. Bu sırada hastalığım ara ara nefes kesilmeleri ile geçiyordu. Açıkçası bu hastalıktan, bu zehirli atık olduğu müddetçe nasıl kurtulabileceğimi düşünmeden edemiyordum. Her gün tedavi için ilaç kullanmaya başladım. İçim dışım ilaç olmuştu. Ama mecburdum. Uzun bir dönem bu ilaçlarla, bu hastalıkla yaşamaya mecburdum. Okul içerisinde sürekli çevre ile ilgili faaliyetlere katılıp geleceğimiz için çözüm aramaya başladım. Kendime bir ekip kurdum. Benim gibi duyarlı arkadaşlarım bana destek vermeye başladılar. Ne yapmalıydı, bir çözüm arama içerisine girdim. Biz belki bu ufak yaşımızda büyük sorunları ele aldık. Beldemiz ve insanlar için bir şeyler yapmalıydım. Okuldaki arkadaşlarımı çevre konusunda bilinçlendirdikten sonra, evlerimizde konuları konuşur olduk. Her bireyin yaşamı tehdit altındaydı. Ailelerimiz de bizim mücadelemizden esinlenerek çözüm yolu aramaya çıktılar. En yakın çocukluk arkadaşım Murat da benim gibi bu çevrenin kurbanı oldu. O da hastalıkla boğuşmaya başlamıştı. Kader arkadaşımdı Murat. Zor günler yaşıyorduk. Mayıs ayının cıvıltısıyla uyanmıştım. Hafif bir kırgınlık vardı üzerimde. Ama bahar geldi ya umurumda değildi. Biliyordum ki az sonra kalkacağım. Penceremden dışarı bakacağım. Baharın cıvıl cıvıl seslerini duyacağım, mis kokularını hissedeceğim ve eşsiz güzelliklerini göreceğim. Tüm bunları düşünerek yataktan kalkmayı hayal ederken, bir gürültü ve çığlık geldi odamın sessiz duvarlarına. İlk kaybımızı vermiştik…! Ne acı! Ne hüzündü benim için. En yakın arkadaşımı Murat’ı kaybetmiştim. Dilovası’nın zehir atığından dolayı ilk kurbanıydı Murat. Doğa katliamının kurbanı olmak bambaşka acıydı. O kanser hastasıydı 4 yıl boyunca kansermiş ama hastalığı kendini belli etmemişti. Belirtileri ortaya çıkıp doktora göründüğünde hastalığı son evresindeymiş. Körpecik arkadaşımı işte böylesine yok etmişti. Beldemizde artan hasta vakaları arttıkça korkumuz git gide yükselmeye başladı. Bu ölüm haberi üzerine ailem bir karar aldı. Göç etmeye karar vermişti babamlar. Sırf benim için. Hem bozulan sağlığımı eski haline getirmek için iyi bir hastaneye, hem de tekrar bozulmaması için iyi bir çevreye ihtiyacım vardı. Kasabayı çok seviyordum. En iyi arkadaşlarım buradaydı. Ayrılmak istemiyordum. Ama sağlığımın da bozulmasını istemiyordum. Bu yüzden ailemin kararına saygı dudum ve taşınmayı anlayışla karşıladım. Babam önden gitti ve İstanbul’da güzel bir semtte ev buldu. Ben apartmanda yaşamak istemiyordum. Kasabadaki gibi birkaç katlı evde oturmak istiyordum. Mahalle olmalı. Bahçesi olmalı. İstediğim zaman yeşil alanlara koşabilmeliyim. Yeni arkadaşlar bulmalıyım. Ne kadar acı bir insanın sevdiği yerlerden sağlığı için göç etmek zorunda kalması. Bazen düşünüyorum da, acaba kalsak daha mı iyi olurdu. Mücadele etsek. En azından gelecek kuşaklara temiz bir Dilovası bırakabilirdik. Şunu iyi biliyorum ki biz asla çevreye zarar veremeyiz. Biz aslında çevreye verdiğimizi düşündüğümüz zararı kendimize veriyoruz. Çevre kendini çok çabuk yenileyebiliyor. Fakat biz bunu yapamıyoruz. Küçükken, çabucak büyümeyi, Süpermen olup çevreyi kirleten bu kötü makineleri yok etmek istiyordum. Fakat büyüdükçe bunun aslında böyle olamayacağını anlıyorum. Süpermen olmak geçici çözüm. Asıl kalıcı çözüm bence insanları bilinçlendirmek. O zaman çevremizin kıymetini biliriz. Artık tek bir amacım var. Büyüyünce belediye başkanı olmak. Evleri hiç acımadan yıkan o buldozerleri, zehir kusan bu fabrikaların üzerine sürmek. Belki biraz daha büyüyünce daha başkaönemli olan çözümlerin değişmesi değil, çözüm aramak bence. İstanbul’da 12 yıl ailemle kaldım. Üniversite’yi yine İstanbul’da okudum. Kimya mühendisliğini bitirdim. Artık daha mantıklı kararlar alabiliyordum. Bir fabrikanın bir ülke için ne kadar önemli olduğunu biliyordum artık. Ama sağlığın daha da önemli oluğunu hiçbir zaman unutmadım. Annemler tekrar Dilovasına dönmüştü. Artık ben okulu bitirmiş ve kendi ayaklarının üzerinde duracak yaşta idim. Diplomamı alır almaz ilk araştırmalarımı yapıp Dilovası'na döndüm. Ölçüm aletleri ile havadaki zehir oranını raporladım ve önce fabrikaya gittim. Durumun çok vahim olduğunu anlatmak istedim. Fakat beni çok ciddiye almadılar. Belediyeden izinleri olduğunu söyleyerek beni kibarca dışarı çıkardılar. Hemen belediyeye gittim. Onlarda verilen iznin önceki belediye başkanı tarafından verildiğini söyleyerek sorumluluğu kabul etmediler. Resmi olarak bu işi halledemeyeceğimi anlamıştım artık. Tek yapabileceğim insanları bilinçlendirmek. Okullara gidiyordum artık. Geleceğin çevrecilerini kazanmak istiyordum. Geleceğin fabrika sahiplerini, belediye başkanlarını, kimya mühendislerini bilinçlendirmek istiyordum. Bizi hasta eden, çevreyi kirleten sadece fabrikalar mı? Suçlu sadece bu fabrikaları evimizin yanına diken çözümler bulurum.patronlar mı? Yargılanması gereken bu fabrikalara izin veren belediye başkanları mı? Bence tek suçlu onlar değil. Çevreyi sadece fabrikalar değil, insanlar da kirletiyor. Atılan bir çöp, yakılan kömür sobası, kullanılan bir araç daha neler neler. Bir alimin dediği gibi: “Bu dünya bizim değil, biz onu çocuklarımızdan miras aldık”

Bu haber 114 defa okunmuştur.

  • Facebook
  • Twitter
  • Google
  • Delicious
  • FriendFeed
  • StubmleUpon
  • Digg
  • Netvibes
::: MANŞET HABERLER :::
Yukarı Geri Dilovası Yaşam - Dilovası Haber, Dilovası İçin..

Kategoriler

Çok Okunanlar

Bugün .Bu Hafta .Bu Ay
  • Bugün haber eklenmedi.
  • Son 7 gün haber eklenmedi.
  • Bu ay haber eklenmedi.

Video Galeri

Tüm videolar

Gazete Manşetleri

Diğer Gazete Manşetleri
Nobetci Eczaleler

Günün Karikatürü

Tüm Karikatürler
Günün Karikatürü

Şans Oyunları

Tüm Sonuçlar
mavi marmara, 31 mayıs, özgürlük filosu, freedom flotilla